KAFES
(1 oy)
Yazar Kayipruh   
"Bilim dediðimiz dipsiz kuyu insanlýk için ne kadar faydalý ise bir o kadar da tehlikeli. Gözümüzün önünden gitmeyen televizyon ekranlarý, baþýndan kalkmadan saatler geçirdiðimiz bilgisayarlar, yaþamýmýzýn her alanýnda kullandýðýmýz petrol yan ürünleri ve çok az soluduðumuz temiz hava... En son ne zaman çýplak ayakla çimene, topraða bastýk..? Etrafýmýzda uçuþan radyo sinyalleri ve bizi saran aura mýz yerine manyetik alanlarýn kafesinde yaþamaktan kurtulmak için, uzak gelecekte tohumlarýmýzýn "Andi" nin durumuna düþmemesi için düþünmeye baþlamalý mýyýz?"

Andi beni dalgýn gözlerle 20 santim enindeki camdan dýþarý bakarken gördüðünde uyardý.

“Baba, hamle sýrasý sende.”

“Pardon oðlum. Bir bakalým. Son hamlen bir tesuji* sanýrým. O halde bunu kabul ediyor ve tenuki* ile cevap veriyorum.”

“Baba... Dolapta senin bir resmini buldum. Üzerinde garip kýyafetler ve kafanýn üzerinde de baþka bir þey vardý.”

“Hangi resim Andi!”

Cebinden çýkardýðý resmi oyun tahtasýnýn kenarýna býraktý. Ýstem dýþý elimi resmin üzerine koydum. Kalp atýþlarým hýzlandý. Kýsýk bir sesle fýsýldadým. “Bu resmi yanýnda taþýma. Hele ki bu odadan dýþarý sakýn çýkarma. Anlaþtýk mý?”

“Anlaþtýk!” dedi þaþkýn bir ifadeyle. Ben de merakýný gidermek için devam ettim.

“Burasý senin hiç görmediðin ve göremeyeceðin güzelliklerle dolu bir yer. O kafamýn üzerindeki ise saç!”

“Saç mý? Saç nedir?”

Gülümseyerek cevap verdim. “Ýnsanlarýn saçlarý vardýr Andi. Fakat yeni evimize, yani Alpha02 ‘ye yerleþen koloniciler ve yeni doðan tüm bebeklerin saç ve diðer bütün kýl hücreleri temizlenir. Çünkü burada keyfi ihtiyaçlarýmýz için harcayacak suyumuz yok ne yazýk ki!”

Eliyle pürüzsüz baþýný okþadý. Aklýndan neler geçtiðini tahmin edemiyordum fakat ortada yanlýþ bir þeyler olduðunu düþünüyor olmalýydý. Sonra gözlerini ortasýnda koca bir çukur olan, yarým küre þeklindeki gezegene çevirdi. “Neden sürekli onu izliyorsun? Bazen camý yumrukladýðýný görüyorum.”

Bunu görmüþ olmasý içime bir korku saldý. Konfederasyon tekelinde eðitilen her çocuk aldýðý yüksek teknolojik eðitimin yanýnda, geçmiþleri kendilerinden saklanmýþ birer yandaþ olarak yetiþtiriliyordu. Tabi bu durumun önüne geçemeyen bizlerde kendi çocuklarýnýn potansiyel konfederasyon casusu olma ihtimalini düþünen paranoyaklar olarak, bu aðýr metal kokulu hücreden bozma evimizde, adýnýn, yaþamak mý, ne olduðu belli olmayan ömrümüzü tüketmeye devam etmekle hükümlüydük.

“Baþka resimler var mý?” diye sordu. Bir süre düþündükten sonra “Var.” dedim. “Geçmiþte yapýlan hatalarý tekrarlamamak için geçmiþe ait tüm evrak, resim, aný ya da hikaye ne saklanacak ne de anlatýlacaktý. 40 sene önce buraya geldiðimizde tüm bunlar bizden alýnarak yok edildi. Ancak sakladýðým birkaç resmim ve anlatacak bir, iki hikâyem var hala. Tabi bir de bu oyun**.”

Yavaþça lacivert tulumumun iç cebinden çýkardýðým eski resmi gösterdim. Ýnce parmaklarýyla köþesinden tuttu ve dikkatle inceledi. Bir süre þaþkýn þaþkýn baktýktan sonra aðzý açýk bana çevirdi kafasýný. "Bu kadar su, bu aydýnlýk... Neresi burasý? Yoksa kafesten çýkmanýn bir yolu mu var? Dizlerine kadar gelen bu su da ne?"

Daha fazla soru sormasýna izin vermeden elimi kaldýrdým. Yeni neslin buraya taktýðý isim gerçekten de yerindeydi. Kafes... Yýllarca bize hizmet etmeleri için hapsettiðimiz hayvancýklar þimdi çok yukarýlardan bize gülüyorlardýr herhalde.

"Orasý, yani içinde durduðum su birikintisi “deniz” Andi. Size anlattýklarý ama adýný ve tarifini hiç telaffuz etmedikleri deniz..."

"Evet. 50-60 seneye kadar burada da olacak. Atmosfer oluþup kafesten çýktýðýmýz zaman çok suyumuz olacak."

Gülümsedim. Ýyi niyetli bir öngörü sadece... Geçmiþi çalýnmýþ bir çocuða geleceðinin belli olmadýðýný söylemek, ona karþý yapýlan en büyük suç olurdu. Tekrar gözlerimi Alpha01 'e çevirdim. Atmosfer oluþmasý için kurulan fabrikalarýn dev bacalarýndan çýkan ve sera etkisi yaratan beyaz dumanlar arasýnda bize sýrt çevirmiþ duruyordu***.

"Eskiden Andi, çok eskiden, insanlar baþka bir yerde yaþarlardý. Kendi elleriyle ürettiði oksijen yerine doðanýn ürettiði havayý hiç düþünmeden ciðerlerine doldurarak, ansýzýn bastýran yaðmurun altýnda ýslanýp, kýþýn bembeyaz yaðan karýn üzerinde yuvarlanarak tüketirlerdi ömürlerini. Hayatý anlamak ve onu daha yaþanasý bir hale getirmek için bilimi kullanýrlardý. Çok insan vardý. Ve çokça ulus... Deðiþik kültürler... "

"Peki, neredeler þimdi?"

"Bir gün birçok þeyin tükenmek üzere olduðunu fark ettik. Her þeyi o kadar sorumsuzca kullanmýþtýk ki, tükendiðimizin farkýna varamadýk. Ýnsanlar neden kansere çare bulamýyorlar hiç düþündün mü Andi? Vücudumuzun her türlü hastalýða karþý ürettiði bir savunma mekanizmasý vardýr. Ancak bünyemiz kanserin bir hastalýk olduðunu anlayamaz. Onu bir parçasý olarak görür. Bu yüzden bu illet tüm vücudunu sarýp seni yataða düþürene kadar anlaman çok zordur. Ýþte eski evimiz ki, o fazlasýyla canlýydý, onu tüketirken bizi bir tehdit olarak görmedi. Biz onun için bir tehdit olduðumuza karar verdiðimizde ise artýk çok geçti. Her zaman olduðu gibi yine bilime ve tanrýya inanýp sýðýndýk. Ülkeler ellerindeki tüm teknolojiyi tükenen kaynaklarý yerine koymak için seferber ettiler. Ama bizi asýl sona götüren kaynak sýkýntýsý olmadý. Asýl büyük sorun bilgi idi. Çünkü insan, yaþamýný idame etmek için her türlü bilgiye ulaþabiliyordu. Tüm gezegeni kapsayan küresel bir e-devlet aðý oluþturuldu. Uluslar bilim ve teknoloji alanýnda edindikleri ve ürettikleri bilgileri bu bilgisayar aðý üzerinden anýnda paylaþýp çalýþma yapabiliyorlardý."

"Spacenet gibi mi?"

"Evet. Oradaki adý internetti. Fakat bazý kötü niyetli ülkeler gezegenin yenilenmesinin ve kaynaklarýnýn yaþayanlara yetmesinin insan nüfusunu yarýya indirmek olduðunu düþündüler. Að üzerinden elde ettikleri bilgiler ile bir cehennem silahý yarattýlar. Tüm evrenin enerjisini içinde gizleyen atom parçacýklarýný çarpýþtýran Büyük Hadron Çarpýþtýrýcýsý adýnda 27 km.lik bir makineyi nano teknoloji sayesinde çok daha ufak bir hale getirerek... Oluþan enerji ile hem sürekli çalýþýr durumda kalabiliyor hem de bu enerjiyi yok etmek için yönlendirebiliyordu."

"Nasýl bir makineydi bu baba?"

Kafamda düþünceleri ve anýlarý toparlamaya çalýþýrken rutin "Turuncu Alarm" verildi. Ýkimizde programlanmýþ robotlar gibi aniden kalktýk ve odanýn ortasýndaki yuvarlak konfederasyon simgesinin üzerinde dik bir þekilde beklemeye baþladýk. Ýnce bir mekanik sesin ardýndan tavandan aþaðýya, etrafýmýzý sarmalayan, halka þeklinde turuncu bir ýþýk huzmesi indi. Alýn bölgemizde biraz bekledikten sonra yavaþça yoluna devam etti. Kayýtlarýmýzýn bulunduðu ana bilgisayara vücudumuzdaki rahatsýzlýklarý, deðiþimleri, yað ve su seviyesini bildiriyordu. Kimisine göre düþüncelerimizi de okuyordu. Tabi bu ispat edilemeyecek bir teoriydi. Birkaç saniye sonra hýzla yukarý çýktý ve tavandaki turuncu ýþýk söndü. Artýk serbesttik. Hücremizde!

"Nerede kalmýþtýk?" diye sordum sohbetten sýkýlacaðýný ümit ederek. Ancak Andi kararlý bir þekilde "Makine" dedi. "Cehennem Silahý..."

"Dev bir uzay gemisini andýrýyordu. Uçabiliyordu ve karþýsýna çýkan her þeyi yok ediyordu. Televizyonda gördüðümüzde bile dehþete kapýlmýþtýk. Siyah bir zýrh içinde, her yanýndan dumanlar çýkararak ilerliyor ve hiç durmuyordu. Geliþmiþ bir kýtanýn kuzeyinde ortaya çýkmýþ ve sadece bir günde tüm kýtayý yok etmiþti. Silahlarý o kadar geliþmiþti ki olduðu yerden yüzlerce kilometre ötesine bile ateþ edebiliyordu. Sonra büyük denizleri geçmek için yola koyulduðunu öðrendik. Çaresizlik içinde sokaklara dökülmüþtük. Sonra birden..."

"Sonra... Sonra ne oldu?"

"...Sonra güneþe baktým. Hiç olmadýðý kadar parlak ve yakýcýydý. Bir tek bulut bile yoktu. Masmavi bir gökyüzü ve ateþ gibi bir dev... Aniden herkes sustu. Hiç ses duyulmuyordu. Rüzgâr bile kaçmýþtý sanki. Sanki her þey bizi kaderimize terk edip oradan uzaklaþmýþtý. Ýçimde bir bulantý hissettim. Ve hayatýmda hiç duymadýðým kadar büyük bir ses... Sanki milyonlarca insan kulaðýmda baðýrýyordu. Gözlerim güçlü ýþýðýn etkisiyle körleþti. Bir basýnç dalgasý hepimizi savurdu. Neler olduðunu anlamak için ayaða kalkmam on dakikamý almýþtý. Cehennem silahý çarpýþtýrdýðý atom parçacýklarýndan çýkan enerji ile yok olmuþtu. Gezegenin üçte birini de yanýna alarak gitmiþti. Patlamanýn manyetik etkisi yakýnlarýndaki tüm elektronik aletleri kullanýlmaz hale getirmiþ, gücü ise gezegende kocaman bir çukur açmýþ onu güneþin yörüngesinden uzaklaþtýrmýþ ve durmasýna sebep olmuþtu."

Bir an soluklandým. Sanki o cehennemi yeniden yaþamýþtým. Etrafýmda kaçýþan insanlarý hatýrladým. Andi yüzünde büyük bir öfke ve merakla konuþmamý bekliyordu.

"Artýk zamanýmýz kalmamýþtý. Koloniler halinde buraya gelmek zorunda kalmýþtýk. Bir daha hiç dönmemek üzere..."

"Peki, arkanýzda býraktýðýnýz büyük günah neydi?"

Ýþte en çok korktuðum soru! Oðluma bunu açýklamak zorunda kalmamak için hep dua ettim. Benim gibi bir günahkârýn dualarýnýn kabul edilmesini düþünmek ne kadar da saçma!

"Ben “Alpha02 Projesi” adýndaki projenin baþýndaki subaylardan biriydim. Burada yýllardýr çalýþmalar ve yerleþme giriþimlerinde bulunuyorduk. Ve baþarýlý da olmuþtuk. Þimdi ise aforoz edilmiþ bir koloniciyim. Buraya geldik fakat arkamýzda çok insan býraktýk. Çünkü burada yeterli yer yoktu. Baþta Müslümanlar olmak üzere yeni düzen için tehdit oluþturabilecek herkesi orada ölüme terk ettik****. Türümüzün devamý için bu göze alýnmasý gereken bir durumdu. Fakat bu kararý alýrken, “Cehennem Silahýný” yaratan insanlardan bir farkýmýzýn kalmadýðýný göremedik. Yaþama içgüdüsüyle gemilere binilirken yaþanan kargaþada insanlarý gemilerden uzak tutmalarý için askerlerime emir verdim. Silahlar, kurþunlar ve platformlardan aþaðýya yaðmur gibi yaðan bedenler... Senin yaþlarýnda bir çocuðu gemiden ittiðimi hatýrlýyorum. Aþaðýdaki yüzlerce insanýn üzerine düþtü. Kim bilir belki oracýkta ölmüþtür."

Andi sessizdi. Ne demesi gerektiðini bilmiyordu. Bunu anlayabiliyordum. Ancak ne derse desin hazýrdým. Katil, hain, senden nefret ediyorum... Ne olursa... Titreyen sesi ile diþlerini sýkarak sordu. "Geride kalanlar ne oldu?"

"Geride kalanlar patlamayla oluþan mikro kara deliðin gezegeni yavaþ yavaþ ama mutlak bir þekilde yok etmesine þahit olmaya mahkûm oldular. Benim gibi insanlar ise bu acýyla yeni yaþamlarýnda vicdan azabý çekmeye... Eskiden evrende yaþayan bir gezegen vardý Andi. Gerçekten yaþayan. Kendi baþýna, kimseye sormadan, kimseden emir almadan, kafasýna göre dönen ve içindekilere yaþam veren. Þimdi ise o gezegenden geriye kalanlar, güneþin etrafýnda amaçsýzca dönen bir ölü sadece. Dünyadan geriye kalanlar..."

Andi Alpha01 'e döndü ve elini cama koyarak onu hissetmeye çalýþýrken "Dünya..." diye fýsýldadý. "Benim Dünyam..."

Ýkimizde ölü gezegene bakarken televizyonda yayýnlanan haber hiçbir þeyin deðiþmediðinin bir ispatýydý.

"Yer altýndan çýkarýlacak suyun insan hayatý için çok önemli olduðunu açýklayan “Yeni Jenerasyon Þirket”i, ihaleyi kazanmalarý halinde yurttaþlara verilen günlük suyun %50 arttýrýlacaðýný açýkladý. Böylece Yurttaþlar yaþamsal faaliyetlerinin dýþýnda da su kullanabilecekler. Bu sevindirici bir haber!”

Bitki bile yetiþtirmek yasakken fazla suyu ne yapacaðým? Belki öldüðümde bedenimi yýkarlar. Eðer þanslýysam...

 

*Tesuji: Belli bir alandaki en baþarýlý, verimli hamle; beceri dolu taktik hamlesi; belli bir bölgedeki taþlarýn en verimli kullanýlmasýný saðlayan hamle. (Türkiye Go Oyuncularý Derneði-Go Sözlüðü)    

*Tenuki: Rakibin hamlesini görmezden gelerektahtanýn baþka bir noktasýna hamle yapmak ve oyunun akýþýný deðiþtirmek. (Türkiye Go Oyuncularý Derneði-Go Sözlüðü) 

 **GO : Go bir alan oyunudur. 19×19’luk bir tahtada 181 siyah ve 180 beyaz taþla oynanan uzak doðu kökenli bir savaþ-strateji oyunudur. (Türkiye Go Oyuncularý Derneði)

*** MARS yüzeyinin altýnda donmuþ halde su olduðu ve hem bu suyun hem de gezegende atmosferin oluþmasýný saðlamak için dev fabrikalar kurarak oluþan sera etkisinden faydalanýlmasý öngörülmektedir. (National Geographic)

**** Mars gezegeninde koloni kurma planlarý yapan NASA, 2030 yýlýnda Mars'ta ilk koloninin kurulmasýný planlýyor. Baþlangýç aþamasýnda, gezegene gidenlerin tamamý Amerikalý ve Fransýzlardan oluþacak. Müslümanlar götürülmeyecek çünkü Mars'ta din savaþlarý çýkmasý istenmiyor. Yine ayný amaçla Mars kolonisinde ibadethane de bulunmayacak. (Ýnternet )



Yorum (16)add comment

BN CN dedi ki:

 
"Yanýnda gezegenin üçte birini de yanýna alarak gitmiþti." Ayný kelimeyi anlamsýzca iki kere tekrar etmiþsin.

Oyun kýsmý baya bir eksik kalmýþ. Giriþte ne olduðunu anlamadým. Çok hýzlý anlatmýþsýn aslýnda, pek çok yer eksik kalmýþ. Ama böyle bir þeyleri araþtýrarak yazman gerçekten güzel olmu. Daha iyi olabilirdi.


Eline saðlýk.
Temmuz 08, 2010

Kayipruh dedi ki:

 
Saol uyardýðýn için gözümden kaçmýþ düzelttim þimdi. Bir Go oyuncusu olarak ayrýntýya girmeyi isterdim, her sahne için ayrýntýya girmeyi isterdim...! Fakat bu öykü Biliþim Derneði yarýþmasý için yazýlmýþtý. Kelime sýnýrlamasý olduðundan konuyu en çabuk þekilde vermeye çalýþmýþtým. Bir oda içinde geçen diyalogda içinde bulunduklarý durumu endiþelerini ve neden bu duruma düþtüklerini kýsýtlý kelime sayýsý ile bu kadar verebildim. Saol yorumladýðýn için...
Temmuz 08, 2010

Yunus dedi ki:

 
Gerçekten hoþ bir hikaye olmuþ. Kýsa olmasýný ilk defa dert etmiyorum. Kýsa olmuþ ama iyi anlatmýþsýn. Tebrik ederim. Bazý yerlerde noktalama hatalarý vardý ama herhalde dikkatinden kaçtý. Ayrýca oyun terimlerini öykünün sonunda açýklaman çok hoþuma gitti. Bazýlarý böyle terimler kullanarak bu terimlerin okurun bilmesini istiyor ki bu da ne yazýkki okura deðil onlara zarar veriyor. Sonuçta okur wikipedia, google veya ansiklopedi deðil deðil mi? Gerçekten çok hoþuma gitti hikayen. Araþtýrarak yaptýðýn belli. Kalemine saðlýk.
Temmuz 09, 2010

Kayipruh dedi ki:

 
Teþekkürederim... Belli bir konsept dahilinde yazýldýðýndan bir amaca hizmet etmesi gerekti, umarým insanlarýn kafalarýnda uzakta olsa bir resim canlanmýþtýr.
Temmuz 09, 2010

RATHAM dedi ki:

 
Kaleminize saðlýk. Öncelikle, hikayenin baþýnda, bilim ve teknolojiyi birbirine karýþtýrdýðýnýzý fark ettim. Bilim yerine, teknoloji kelimesi daha isabetli olurdu. ayrýca, vurgularda ve noktalama iþaretlerinde yanlýþlýklar görüyorum. AMa hikaye gayet saðlam. Aþaðýda yaptýðýn açýklamalarda çok güzel ve yerinde. Bu açýklamalar sayesinde, hikaye öngörü halini alýyor. Tebrik ederim.
Temmuz 10, 2010

Kayipruh dedi ki:

 
Kullanmak istedigim kelime bilimdi orada yanlislik yok fakat verdigim ornekler hep teknoloji ile ilgili olunca bir karmasa cikmis haklisiniz saolun yorumladiginiz icin
Temmuz 10, 2010

Abdulvahap dedi ki:

 
Sanki bu öyküyü daha önce okudum. (Sakýn yanlýþ anlama).
Öyle bir his verdi bana. Harika olmuþ, eline, kalemine saðlýk.
Temmuz 19, 2010

Kayipruh dedi ki:

 
Teþekkürler...smilies/smiley.gif
Temmuz 20, 2010

Ýskender ADA dedi ki:

 
Yine kötü bir ütopya smilies/wink.gif

Dil akýcý, anlatým, kurgu güzel. Ýmla konusunda pek bir probleme rastlamadým.

Sadece adamýn "kýl"ý bile bilmeyen oðluna anlattýðý geçmiþte yine oðlunun hiç bilemeyeceðini düþündüðüm kelimeler geçtiðinde çocuk beklediðim tepkileri vermedi? Yani daha önce saç görmemiþ bir çocuk, dini inançlardan ve terimlerden hiç haber olmayan çocuk dünya ile ilgili bilgileri aralýksýz dinliyor, "cehennem" kavramýný sorgulamýyor, yine doðduðu gezegende olmadýðýný düþündüðüm "sokak" gibi bir kavrama yabancýlýk çekmiyor. Kaldý ki "go" oynayan biri, babasýna tesuji ile karþýlýk verebilecek kadar zeki birinin bunlarý sorgulamasý gerektiðini düþünüyorum.

Bir de Alpha01 ve Alpha02 kullanýmlarý var ki, ya ben karýþtýrdým okurken ya da yazar? Ýnsanlar Alpha01'e yerleþiyorlar ama çocuk camdan Aplha02'ye bakýyor?

Bunlarýn haricinde güzel bir hikaye okudum.

Buradaki yazar arkadaþlardan da rica ediyorum, artýk kötü ütopyalar yerine iyi ütopyalar yazarsanýz daha mutlu olurum smilies/wink.gif Gelecekle ilgili bu kadar karamsar olmayýn smilies/wink.gif

Tebrikler smilies/wink.gif
Temmuz 22, 2010

Kayipruh dedi ki:

 
Saol dikkatle okuyup böyle derinden irdelediðin için. Öyküde kurduðum mantýkta þu var; Deniz anlatýlýyor ancak tam olarak deðil ve ismi telafuz edilmiyor. Bunun gibi birçok öðe anlatýlmýþ fakat üstün körü geçilmiþ olabilir smilies/smiley.gif hikayede bunlar eksiklik tabii ancak TBD nin 2000 kelime sýnýrý ile fazla ayrýntýya giremezdim. Orjinalini yayýnlamak istediðim içinde düzenleme yaparak hikayeyi uzatmadým. Olduðu gibi yayýnladým. Alpha01 ve Alpha02 'yi tekrar gözden geçirdim ancak sanýrým sen karýþtýrmýþsýn. Alpha01 dünyayý, Alpha02 de Mars 'ý temsil ediyor. Karamsarlýk içinde þunu söyleyebilirim; elbetteki hiçbir zaman gözlerimizi göklerden aþaðý indirmememiz gerek. Ýnsanlarýn kurduðu düzen içinde yine çürüyen insanlar olmamalý. Doða bize herþeyin en safýný ve güzelini veriyor ancak emparyalist ve parasal düzen ne yazýk ki insanlarý belli boyunduruklar altýna alýyor. Global etkiler ile asimile olan toplumlar belk bunun farkýnda bile deðiller. Mutlaka çaða ayak uydurmak gerek fakat geçmiþinden bir haber olanlar geleceðe umutla bakamazlar. Bir yazar adayý olarak içinde bulunduðumuz an itibariyle umuttan çok karamsarlýk var aklýmda belki de bundan etkilendim ve tabii ki asýl olan öykü yarýþmasýnýn konsepti idi. Yani biraz da mecburiyetten! Teþekkürler yorumun için.. smilies/smiley.gif
Temmuz 22, 2010

Kanlýçizme dedi ki:

 
Ellerine saðlýk.

Güzel bir hikaye ve epey gerçekçi. Hiç deðilse pek çoðunun kurduðu sama distopyalardan daha uygun görünüyor. smilies/smiley.gif

"Bu aðýr metal kokulu hücreden bozma evimizde, adýnýn, yaþamak mý, ne olduðu belli olmayan ömrümüzü tüketmeye devam etmekle hükümlüydük." Bu cümleye epey takýldým. Yani hem bir sorgulama hem de bir isyan var gibi ama "yaþamak mý, ne olduðu" kýsmý bozuyor. Anlamsýz deðil ama kuruluþ, kelime kullanýlýþý ve noktalama yanlýþlýðý nedeniyle kötü durmuþ.

Bir de baba duygularýndan çok tasvirleri anlatmýþ. Yani geçmiþinde olan olaylarý çevre betimlemeleriyle deðil de duygusal anlatýmlarla desteklesen daha güzel olur. Ayrýca diyaloglarýný uzun konuþmalar þeklinde deðil de sýk sýk acý düþünceler, güçlü duygular, anlamlý bakýþlar, sert jestlerle desteklenen þekilde yaparsan daha etkileyici olur.
Temmuz 22, 2010

Kayipruh dedi ki:

 
Teþekkür ederim... Gerçekçi bulman çok iyi benim için.
Temmuz 23, 2010

ahmet dedi ki:

 
Ben pek birþey diyemeyeceðim. Zaten denilecek birþey kalmamýþ. smilies/smiley.gif
Güzel bir öykü olmuþ. Bir resim canlandý diyebilirim gözümde. smilies/smiley.gifsmilies/smiley.gif
Temmuz 23, 2010

Kayipruh dedi ki:

 
Saol çok þey demiþ kadar olmuþsun smilies/wink.gif
Temmuz 24, 2010

Yavuz dedi ki:

 
Hikayenin baþýndaki anlatým sade olduðu kadar güzel. Ancak dünyanýn að üzerinden elde edilen bilgiler ile yapýlan cehennem silahýyla yok edilmiþ olmasý bana çok basit bir açýklama gibi geldi açýkçasý. Özellikle bunun Hadron Çarpýþtýrýcýsý'yla temellendirilmeye çalýþýlmasý smilies/smiley.gif Düþündüðümüzde bazý ülkelerin dünya nüfusunun yarýsý yok etmeye karar verip bu amaçla dev bir kýyamet silahý inþa etmeleri ve yok edilecek olanlar baþta olmak üzere kimsenin bu iþe engel olmak için herhangi bir önlem almamýþ olmasý anlamsýz geliyor kulaða. Buraya kadar kabul ettik diyelim. Dünyayý yörüngesinden çýkaracak kadar büyük bir patlamanýn ardýndan insanlarýn hayatta kalmak bir yana gemilere atlayýp Mars'a gidebilmeleri ise tamamen mucize olmuþ. Koskoca dünyanýn üzerindeki küçücük insanlarýn yaþanacak iklim deðiþikliklerini geçtim, basýnç farkýndan bile anýnda ölmeleri gerekirdi bana kalýrsa. Tabii bu söylediklerim hikayenin üslubu üzerine deðil kurgusu üzerinedir ve nihayetinde yazarýn takdiridir.

Okumasý keyifli bir hikayeydi, elinize saðlýk.
Temmuz 24, 2010

Kayipruh dedi ki:

 
Yorumunuza katýlmamak elde deðil. Bu kadar büyük bir patlamanýn sonuçlarý elbetteki felaket olur ancak herþeye raðman hayatta kalanlar olabilir..? Ve anýnda tekedilebilecek bir sistem mevcutsa kaçmak mümkün olabilir sýnýrlý sayýda insanla. Ve bu kaçýþ projesinin uzak doðuda yürütülmesi patlamaya en uzak bölgelerden biri olmasý açýsýndan kabul edilebilir. Tabii tüm bunlarýn kulaða çok zormuþ gibi gelmeside çok normal. Amaç zaten amaç beyin fýrtýnasý yaratmak. Acaba olabilir mi?

Size tek katýlmadýðým nokta insanlarýn haberleri olup önlem almalarý konusu. Ýnanýn haberimiz olmayan çok þey var! Bu yüzden bu haberdar olma konusu patlamanýn sonuçlarý konusundan daha kabul edilir bence.

Çok güzel bir yorumdu teþekkür ederim...
Temmuz 24, 2010

Yorum yaz.
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley

busy
 
< Önceki   Sonraki >