| Her günkü gibi |
| Yazar Ugur Üce | |||||||||||
|
Yine her günkü gibi kumsalda vücuduma yapışan kumları temizliyor daha doğrusu temizlemeye çalışıyordum.Her günki rutinliklerdi işte.Belime bağladıgım havlu ile balkonda sigaramı tüttürmeye çıkıyor her günkü gibi sigaraya niye başladıgımı kendi kendimle tartışıyordum.Aşagıda ise insanlar geziyor egleniyor onlardan habersiz,onların hakkında düşünceler üretiyordum.Mesala şu şortlular,bacak kıllarını göstermek isteyen ergenlerle dolu bir şehirde oldugumu bana hissettiriyordu.Hepsi aynı tip insanlardı, amaçları ya daha güzel bir kız arkadaş bulmak,ya da daha yakışıklı ve zengin bir erkekti.Tabi bu amaçlar içinde kısacık şortlar giyiliyor,belli yerler açılarak karşıdaki insan etkilenmeye çalışılıyordu.Komik durumlar vardı örnegin horoz bibigi gibi saçlar,kızların gözünün birini kapatan saç modelleri.Bende saçına özen gösteren biriyim ama saç uçlarımı yıldızlara deydirmeye çalışmıyordum.Tabi ki her insana saygım var ama bunlar da çok be arkadaş.Aralarında bir bayan dikkatimi çekti şimdi bak , gayet güzel giyinmiş hem kıçını başınıda açmamış,ama gerek zarifligi gerekse etrafındakilere verdigi gülümseler ile 2 parça kıyafetle dolaşan ve kahkalarıyla kulagımı inleten tek gözlü kızlardan daha çok dikkatimi çekiyordu. Sıktım mı sizi.Ben de diger yazlık mekanlarında tatil yapan yazarlar gibi insanları anlatıyorum.Tek fark onlar ''Burda insanlar karpuz yiyor'' derken Ben insanların yedigi bokları anlatıyorum.En çok sevdigimde şu doğulu vatandaşlar.Çalıştıkları gemideki tur rehperlerinden daha istekli bir şekilde insanları tura çıkmaya ikna etmeye çalışıyorlar.Sanki gemi sahipleri onlar.Bir kez daha bu insanların kendini işlerine adamışlıklarına hayran oluyorum. Onların karşısında ise sabah paralı plajlarda yüzen,kumda yatmayı sevmeyip şenzlog kiralamayı seven aileler,tombul hafif kızarmış beyaz etleriyle, yemeklerine konsantre olmuş şekilde ''Kışın çalıştım yazın yerim arkadaş'' diye bagırdıklarını duyar gibiyim.Bir diger köşede kayalıklarda oturmuş sevgililer evlenecekleri zamanı konuşuyolar.Aslında hiç olmayacak bir hayali kendi beyinlerinde sahnelendiriyolardı.Diğer köşede daha sevgili bulamamış erkek tayfası aldıkları biralarla koyu bir muhabbet içindeler.Büyük ihtimal hiç yapmadıkları sex deneyimlerini anlatıp kendilerini övüyorlardı.Uzaktan bir gitar sesi geliyor,o güzel bayanın topuklu ayakkabısının seslerine karışıyor kulaklarıma hoş nagmeler yapıyordu.Ben izmaritimi çoktan atmış hala balkonumda tembellik yapıyordum.Büyük bir otel zincirinin bu yazlık bölgedeki ikinci şubesinde kalıyordum.Bu şube bir teşşekür belgesi almış mı ne , ana şubeden falan filan .Her yıl geldigim ve nerdeyse personellerinin hepsini tanıdıgım,onların da beni tanıdıgı bir ortama düşen bu teşekkür belgesi her şeyi basitleştirmiş,yapmacıklaştırmıştı.Eskiden küfürlü şakalaştıgım garson Necip bile bana beyfendi demeye başlamış sinirlerimi oynatmıştı.Sinirlerimi oynatan şey bir teşşekür belgesi daha alırlarsa alacakları prim için bu saygılı,nazik tavırları göstermeleriydi.Evet ben insanları seven bir yazarım ama ikiyüzlü olmayanları.Üstümü giyinip aşagıya indim bir saattir anlatmaya çalıştıgım caddede dolaşıyorum şimdi.İnsanları karşı cinsi etkilemek için sürdükleri kokular midemi bulandırıyor.Kayalıklara doğru ilerdikçe insanlar azalıyor sadece sevgililer ve bir kaç birayla ucuz lüks hayallere kapılmaya çalışan gençler kalıyor kumsalın başladıgı noktada.Biraz daha ilerliyorum yine bira içenlerden iki kişi dikkatimi çekiyor.Biri kamerasıyla digerini çekiyor digeri ise elindeki sigarayla kameraya konuşuyor, yanlarına yaklaştıkça kamera karşısındakinin sesi geliyor kulaklarıma. -Evet sevgilim senden ayrıldıgımda bir geneleve gittim.Parayı verdim,odada beklemeye başladım,kapı açıldı odaya henüz 20-21 yaşlarında bir kız girdi ''Hadi soyunsana dedi''.Soyunamadım sevgilim.Gel otur dedim konuşmaya başladık.Birbimizi tanımak için.''Nerden düştün bu batağa'' diye sordum Kız anlatmaya başladı.Meğer Romanyadan gelen bir turistmiş bu biriyle tanışmış bu sahilde.Bir kaç gün onla takılmış,sonra bir barda oturuken bu erkek arkadaşıyla , sivil polisler gelmiş kimlik gösterip pasaportunu almışlar,O zamandan beri tehditler içinde bu yola düşürülmüş yanında tanıştıgı adamın adamlarıyla ugraşamamış,düşmüş bu yola. Ben ilerledikçe kamera karşısındaki kişinin sesi azalıyordu.Benimse kahkahalarım artıyordu.Bu genci tanımıyordum ama napacağını çok iyi biliyordum. Yarın sabah ilk işi bu viedoyu internette sosyal paylaşım sitelerine koyacaktı.Amacı sevgilisine kendisinin ne kadar duyarlı bir erkek olduğunu göstermek veya bu viedoyu izliyecek kızlara hava atmaktı.Kısacası bakın işte diyoru ne kadar duyarlı bir erkegim , parasını verdigim halde bir şey yapmadım hayat kadınıyla falan filan gibi cümleler kurmuş olacaktı.Kısacası yine aynı şekilde fizikselde olmasada hayat kadınını kullanıp millete hava atacaktı.Tabi bu küçük oyununu anlayınca bende kahkalarımı tutamayacaktım bu yüzden daha hızlı adımlarla ilerlemeye başladım.Sahilin sonuna geldim kayalıklarda durup, yıllardır şairlere , yazarlara ilham veren denize baktım uzun, uzun ama bir ilham sezemedim kendimde, daha yiyecek kırk fırın ekmeğimin oldugunu anlayıp biraz daha sahilde dolaşmaya karar verdim.Geri döndüğümde kıştan sonra güneş ışıkların ilk demetlerini görüp çekyat altlarından şortlarını çıkaranlara biraz bakıp yoluma devam ettim.Bu sefer kalabalık biraz azalmış eskilerin kitaplarında okudugum ama şu anda kirlenip lağım kokusuna benzeyen denizin kokusunu kokladım.Denize biraz yaklaşıp bakmak istedim o an , ama sonra vazgeçtim.Çünkü etrafında yeterince ada turu yapan gemilerle,kayıklarla karşılaşıcaktım.Ve tabi önlerindeki '' Efendim yarın bir turumuz var tam size göre''cilerle.Ulan beni tanımıyorsun nasıl bana göre olduğunu biliyorsun diye soracağım, adam hazır cevap vericek bir cevap diye korkuyorum.Evet kıçı kırık bir yazar olabilirim bir kaç şiir karalamışlığımda var ama hiç bir zaman bir M.akifin şu ''Efendim siz baytar mısınız?'' ''Evet yavrum,bir yerin mi agrıyor'' gibi cümlelerle taşı gedigine oturtamayacagımı biliyordum.Ben sadece gördüklerimi yazan bir yazar olduğum için,hayalgücümü çocukluğumda bırakmıştım ondan ünlü şairler veya ünlü düşünürler gibi cevaplar veremiyordum.Ben size bunları anlatırken çoktan otel odama gelmiş bir kaç '' Hoş geldiniz efendim'' li yapmacık cümleleri başımdan savurmuş yatagıma uzanmıştım.Şimdi yatagıma yatıp bir güzel öglene kadar tembellik uykusu çekip,ardındanda her gün ki rutin işlerimi yapmalıydım , sanırım hayattan biraz sıkıldım hatta fazla biraz.Tüm şeylerden,insanlardan,kokulardan,resimlerden falan filan.Ama şimdi güzel bir uyku çekmeliyim dostlarım buradaki günlerimi bir an önce bitirip kütüphane arşivcisi Mehmet ile güzel bir ''Klonlanan canlılar Allah'ın yarattıgımı yoksa insanların yarattıgımıdır'' gibi saçma sapan bir konu başlığı altında bir tartışma yapmam gerekiyor ve bu tartışmayı hayal ederek (daha doğrusu bu tartışmada Mehmeti yendigimi düşleyerek) kendimi uykunun derin karanlığına bırakıyorum... Yorum (12)
![]()
Ugur Üce
dedi ki:
|
|||||||||||
| Özensizce yazılmış bir "yazı". Öykü, köşe yazısı vs? Belki "günlük" olabilir. Yalnız bir gencin, hayatı kendi değerleriyle sorguladığı anları paylaştığı günlüğünün bir sayfası gibi. Burada paylaşılanların hepsinin okunduğunu bilmek duygusu elbette ki çok güzel. "Acaba ne yorum yapacaklar? Beni anlayacaklar mı? Ne öğreneceğim onlardan?" sorularıyla güne uyanmak çok güzel. Ama burada önemli olan bir nokta da, bu sitede, bu bölümde, yani aylık "öykü" yarışması bölümündeki okuyuculara saygı göstermek. Yazdığını kendi okumayan biri nasıl bunu başkasının okumasını bekler ki? Bu yazı da onlardan biri. Yani bir kaç hatayı anlarım, insanız, gözden kaçabilir ama bu kadar özensizlik kendimi kötü hissettiriyor. Üzülerek söylüyorum ki vakit kaybı olarak nitelendiriyorum. Ve şu var, bu yazarın ilk yazısını okuyorum şu anda, bundan sonrakini okuyacağım ama aynı tavrın devamını görürsem, bundan sonra okumayacağımı daha doğrusu vaktimi boşa harcamayacağımı iletmek istiyorum. Sert bir eleştiri gibi gelebilir ama kesinlikle kötü niyetli değil yazdıklarım. Nihayetinde burasının yazar adayları için bir okul olduğunu düşünenlerdenim. Burada çok şey öğrendim ve her yapılan yorumun kıymetini bilip, sonraki öykülerimde bunları değerlendirmeye gayret ettim. Ve inanın bu çok zor olmadı. Dilerim bu yazar adayımız da bu eleştirilerden olumlu sonuçlar çıkarır ve bundan sonra yazacaklarını en azından paylaşmadan önce kendi eleştirir. |
Ugur Üce
dedi ki:
ZİFT
dedi ki:
| Bu benim bir öyküye yaptığım ilk eleştri olacak. Bana göre iyi bir yazar olmanın ilk adımlarından biri, klişelerden uzak durmaktır. Üzgünüm ama öykün klişe yumağına dönmüş durumda. İnce işçilik yaparak bunları ayıklasan da, ortada pek bir şey kalmayacak. Arkadaşlardan birinin dediği gibi, öyküden daha çok bir günlük sayfası gibi. Bu benim naçizhane fikrim: yazmadan önce hikayenin neyi hedeflediğini ve nasıl bir ortam kullanmak gerektiğini düşünmek lazım. Daha özenle yazdığın bir başka öykünü okumak üzere... |
Ugur Üce
dedi ki:
Özgür Can
dedi ki:
| Günlük tarzında yazılmış bir yazı olduğundan mı bilmiyorum; ama günlük yaşamın özensizliği yansımış bu yazıya. Dil bilgisi kuralları hiçe sayılmış. Yazar tarafından yazı hiç kontrol edilmemiş ve sonuç olarak böyle bir ürün ortaya çıkmış. Bu edebi yönden dikkatimi çeken yan. Kurgu yönüne gelirsek aşırı zayıf kalmış gibi. Daha ilgi çekici örnekler verilip okurun sıkılması önlenebilirdi. Tüm bunların yanı sıra emek harcamış olduğundan dolayı yazar arkadaşıma teşekkür ediyorum. Umarım yorumlarımı yanlış anlamaz. |
Ugur Üce
dedi ki:
Remziye
dedi ki:
Sevgili Uğur; Ben okurken hikâye değil de senin de dediğin gibi bir köşe yazısı okur gibi okudum. Ancak ondan da öte yazım hataların çoktu. Bu da okumayı ve anlamayı güçleştiriyor. Böyle, böyle yazmayı ilerletip, daha güzel hikâyeler yazacağına eminim ablam. Yüreğin ve hayallerin daim olsun. Daha güzel hikâyelere inşallah.![]() |
Ugur Üce
dedi ki:
Kanlıçizme
dedi ki:
| Ellerine sağlık. Uğur, öykün gayet güzel. Beğendim fakat biraz can sıkıntısını savuşturmak için öylesine yazılmış gibi geldi bana. Tasvirlerin ve anlatımın akıcı ancak çevrede neler olup bittiğine dair olay tasviri yerine biraz daha kişi ve doğa tasviri yapsan daha iyi olurmuş. Otelin balkonundan bakarken yaptıkların gibi örneğin. Çünkü bu hikaye olay hikayesi olmadığından bu tür öğelere daha geniş yer vererek gerçekten de gördüklerini anlatman gerekir. Bazı yanlışların var; örneğin "rehper" değil "rehber" olmalı, "Yicek" değil "yiyecek" olmalı. Msn diline dikkat. ![]() |
ahmet
dedi ki:
Ugur Üce
dedi ki:
Yorum yaz.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|









