| Vazgeçtim Senden... |
| Yazar onurkanik | |||||
|
Yıllardır yapamadığımı şimdi o kadar çok yapmak istiyorum ki... Bilemezsin... Ama hazırladım artık kendimi... Bir cümle kadar uzaklıkta ayrılık... Vazgeçtim senden; demekten vazgeçtim artık... Ne zaman vazgeçmek istesem senden bir bahane buluyorum "vazgeçiyorum"... Mesela cüzdanım düşüyor sokakta yürürken... Eğilip alınca kontrol ettiğim ilk şey fotoğrafın oluyor... Eğer yerindeyse fotoğrafın, birşey düşürmemişimdir diyorum... Anlayacağın paralarımdan da, kimliğimden de "vazgeçiyorum"... Geçenlerde uyku tutmadı yine beni... Ki bilirsin 3-4 saat uyku yeter bana... Uyumasamda umrumda olmaz uykusuzluk... Tanırsın az çok beni... Tanırsın dimi?... Radyo istasyonlarının web sitelerine girip biraz hayallerimi müzikle süslemek istedim... Aslında el radyosu kadar keyif vermiyor bana internetten dinlemek... İlla ki bi anten cızırtı yapacak... Şöyle azcık kuzeye çevireceğim ki iyi çeksin kanal... "Dur geçme önünden" diye bağırmalıyım evdekilere misal... Tamda hayallerimin ortasında... El radyom vardı benim... Hani şu 2 tane kalem pille çalışan... Çalışmaya çalışan... Yeni pil taksan dahi, 1-2 saat çalışmaya yanaşmayan radyom... Dedemden yadigar... Senin yüzünden zayi oldu geçenlerde... Anlayacağın el radyomdan da "vazgeçtim" geçenlerde... Rast gele bi kanal açtım... Hangi kanaldı inan hatırlamıyorum... Gökhan Özen'den bir şarkı çalıyordu... içimden geçirdim... Bundan sonra çıkacak şarkıyı "sen" benim için söyleyecektin... Amma uzatmıştı o gün Gökhan özen şarkıyı... İnan bitmek bilmedi... Sıradaki şarkı geliyordu işte... Sen söyleyecektin bana... Radyoya dikkat kesildim... Bakışlarımı mıhladım radyoya... Sanki oraya zoraki oturtmuşlarda, bitse de gitsem edasındaki kadın; "bu gece bana ayrılan zamanın sonuna geldik" diye başladı cümleye... Uzattıkça uzattı... Ya da ben seni beklerken zaman uzadıkça uzadı... Bilmiyorum... Fon müziği gibi saçma bir müzik girdi daha sonra yayına... "Ve reklamlar" dedi radyo... Reklamlar ha? Reklamlar... Tuttuğum gibi fırlattım radyoyu... Geriye sadece iki tane kalem pil kaldı parçaların arasında... Tabi pillerden de "vazgeçtim" daha sonra... O gece anladım ki, senin bana söyleyeceğin bir şarkın bile yoktu; Ben seni cilt cilt kitaplara sığdıramazken.... Ya da senin şarkılarında ben yoktum... Bu da ayrı bir bakış açısı tabi... Ama benim kitaplarımda yalnız sen vardın... Alfabe benim için "A" harfi ile başlamıyordu senden sonra... Anlayacağın "A" harfinden bile "vazgeçtim" senin için... Senin adının baş harfi, benim alfabemin ilk harfiydi artık... Ne de çok sevmişim seni meğersem... Ne de çok aşık mışım sana... Hani benden "vazgeçseydin" bi kerecik... Bu kadar üzülmezdim... Ben senin için vazgeçmeyeceğin, daha doğrusu bunu aklına bile getiremeyeceğin biriydim... Neyse uzatmayım "vazgeçtim"... Bu yazdıklarımı okursun bilirim... Okur okur geçersin... Hiçbiri kanatmaz içini; hiçbiri gözlerini nemlendirmez... Okuduktan sonra başka sayfalara geçersin... Belki okudukça, başkasını düşlersin... Belki sende O'ndan "vazgeçersin"... Vazgeçmekten "vazgeçersin"... Ben senin ellerine dokunmayı düşünemezken; Ellerini hiç bırakmadığın O'nu hatırlarsın... Hatta ağlarsın... Dönmesi için yalvarırsın... Belki bazı şeylerden bile "vazgeçersin" O'nun için... Gururundan, Onurundan, hatta çok sevdiğin "uykularından"... Hiç silmezsin dudaklarını O'nun izleri kaybolmasın diye... Bende hiç silmiyorum cüzdanımda bulunan fotoğrafındaki dudak izlerimi... Sakın yanlış anlama... İnan ki yanaklarından öpüyorum... O hiç dokunamadığım, pamuktan yumuşak olduğunu umduğum yanaklarından... Bak yine kulaklarım kızardı sinirimden... Yine gözlerime kan oturur birazdan... O'nun öpüşleri geldi yine aklıma... Sana dokunuşları... Dudaklarını, dudaklarına emanet edişleri... Gözlerimin önünde sanki seni öpüşleri... offf... "Vazgeçtim" senin pamuktan yumuşak olduğunu umduğum yanaklarından... Bi o kadar kiraz dudaklarından... "Vazgeçtim"... Rastgele girdim yine internetten bir radyo sitesine... Sıradaki şarkıyı sen bana söyleyecektin birazdan... Radyonun sesini iyicene açtım... Birazdan bana haykıracaktın... Ve işte çalan şarkı bitiyordu... Kısa bir sessizlik oldu... Umudum yine hüsrana dönüyordu... Çala çala eski şarkılardan çalacakları tuttu... "Tanju okan - seni sever miyim sandın"... Bu kadar mı olur Allah'ım... "Vazgeçtim"... Artık radyo dinlemeyecektim... Biraz uyusam sanki iyi gelirdi... Sabah uyanınca mı açsam radyoyu? Yoksa interneti açık bıraksam, bilgisayar masamın yanına kıvrılsam, Radyoda çalan en güzel aşk şarkısını bana sen söylüyor olsan?... Evet, evet... En güzeli bu olurdu sanki... Bunu dünde yapmıştım sanki... Yoksa ondan önceki günde mi?... Neyse "vazgeçtim"... Uyuyorum... Uyandır beni... Yorum (11)
![]()
ahmet
dedi ki:
|
|||||
Değişik bir tarz okudum az önce. Üç noktayı sormayacağım sana. Üç nokta senin vazgeçilmezinmiş onu biliyorum. Nasıl desem senin şiirin sıradan, kalıplaşmış ve klasik şiirlerden daha güzel olmuş. Bunu söylememin sebebide değişik bir tarz okumamdan kaynaklanıyor. Ben konuyu neden uzatıyorum ki. Kalemine ve duygularına sağlık. Bende vazgeçtim zaten. ![]() ![]() |
onurkanik
dedi ki:
BN CN
dedi ki:
şevko
dedi ki:
Aslında güzel bir tema ama malzemeyi pek iyi kullanamamışsın. Az kelimeyle çok şey anlatmak önemlidir şiir anlayışının genelinde. Seninki Puşkin'in yazmış olduğu bir eseri var 8 bin mısralık onun gibi bir şey olmuş. Yalnış anlama kötü demiyorum şiirine ama okurken sonunu zor getirdim. Nazım hikmet'te uzun yazar ama seninki faklı olmuş her neyse yüreğine sağlık![]() |
onurkanik
dedi ki:
Remziye
dedi ki:
onurkanik
dedi ki:
Barış
dedi ki:
onurkanik
dedi ki:
Ugur Üce
dedi ki:
onurkanik
dedi ki:
Yorum yaz.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







