1.sayfa
(0 oy)
Yazar şevket   

Suphi, iş bulmak için geldiği İstanbul da günlerce hoyratça dolaştı durdu. Çaldığı her kapı artık bir tokat gibi yüzüme kapanmaya başladı.  Cebinde neredeyse beş kuruşu kalmamıştı. Açlık bastırdıkça bastırıyordu. Karnın gurultuları neredeyse yüz metre öteden duyulur hale gelmişti. Acilen bir iş bulmalıydı yoksa bu debdebeli şehrin dar sokaklarında bir mum gibi eriyecekti.  Bir süre yürüdükten sonra küçük bir kebap salonun önünde durdu ve öylece vitrinde duran kızarmış tavukları süzdü. Hafif buğulanmış camın arkasında duran tavukları net bir şekilde seçebiliyordu.  O çivit mavisi gözleri yuvalarından fırlayacak kadar büyüdü ancak bu büyüme elleriyle ceplerini yoklayana kadar sürdü. Elleriyle cebini yokladığında cebindeki parayla bu tavuklardan birinin ancak bir budunu alabileceğinin farkına vardı. Biraz önce fal taşı gibi açılan gözleri tekrardan yuvalarına döndü. Açlıktan başı dönmeye başladı, bir an kendini yere yığılacakmış gibi hisseti. Hemen yanı başında duran elektrik direğine tutunarak ayakta kalmayı başardı. Gözlerinin altları açlıktan mor halkalar oluşturmuş, o kırmızı yanaklardan eser kalmamıştı.  Kebapçının önünde bir süre hareketsiz kaldıktan sonra yürümeye başladı. Artık bir şeyler yapmalı sonu gelmeden önce bir başlangıca bel bağlamalıydı. Başını yere eğmiş şekilde yürürken gözüne bir gazete kâğıdı ilişti. Gazeteyi eline alıp bakınırken gazetenin üst sağ köşesindeki ‘uşak aranıyor’ ilanıyla birlikte ellerine yeniden can geldi. Yürümekten dermanı kalmayan bacakları artık bir atletinki kadar enerjikti.  Hızlıca gazetenin kendini ilgilendiren bölümünü okumaya başladı. İstenilen şartları yukardan aşağıya doğru gözden geçiriyordu ki; o sırada beklenmedik bir sürprizle karşılaştı.

-          Daha önce köklü bir ailenin yanında çalışmış tecrübeli bir uşağa ihtiyaç duyulmaktadır.

       Bu madde canını hiç olmayacak derecede sıktı. Kurtulamayacağı bir girdabın içine düşmüşçesine kendini çaresizliğin kollarına bıraktı. Biraz önce depoladığı enerji tıpkı patlak bir balon gibi hızla büzüştü.  Suphi, gazeteyi okumaya devam etti ve son olarak ‘ yukarıda ki şartlara uyan şahısların aşağıda belirtilen adrese gelip iş başvurusu yapmaları rica olunur’ tümcesiyle okuma işlemini tamamladı.  Hayalleri yelkenli bir gemiye binip yola çıkmışken aniden beklenmedik bir fırtınaya tutuldu.  Bir süre dinginleşse de bu işi almak için ne kadar kararlı olduğunu kendine ispat edercesine:

-          Ne olursa olsun bu işi almalıyım ve alacağım çünkü bu işe kimsenin benden daha fazla ihtiyacı yoktur. Diyerek yüksek sesle mırıldandı.

      Beklide bu konuda çok haklıydı, haklı olmasa bile birkaç küçük engel o eve gidip iş başvuru yapmasına engel teşkil etmiyordu. Birden bire başında bir ağrı meydana geldi. Başını ağır ağır yukarı doğru kaldırmaya başladı. Başını tam olarak yukarıya kaldırmamıştı ki; gayet narin ve çıtkırıldım bir ses kulalarında akislendi.  Sesi duyar duymaz içinden ılık ılık bir şeylerin hicrete başladığını ve bu hicretin nerede duracağını bilmeden harekete geçtiğini anladığı anda hızla başını doğrulttu.  İlk bakışta bir mankeni bile kıskandıracak kadar güzel olan yüzünün ağırlığı altında ezildi. Daha sonra tüm kır kokularını bağrında toplamış gibi burnuna dolan parfüm kokusuyla iyice sarhoş oldu. Alımlı Bayan Suphi’ye tebessüm ettikten sonra ağır adımlarla yanından uzaklaşınca iş, açlık, parasızlık gibi acı gerçeklerin tokadıyla kendine geldi.  Adrese tekrardan bir göz attı ama nafile.  Sebebi meçhul olan bir gülümsenin ardından dilinden şu sözler döküldü:

-          Amannnn! Sora sora Bağdat bulunurmuş ne sanki şuralardan birine sorar evi buluruz.

    Sırıtmasının etkisi yüzünden bir zaman sonra silindi. O sırada karşıdan gelen iri yarı, hafifi kirli sakallı, kot pantolunun üzerine kırmızı bir tişört giymiş bir adamın farkına vardı. Adam iri adımlarıyla kısa sürede Suphi’nin yanına kadar geldi, o da bu fırsatı avını bekleyen bir aslan misali değerlendirdi. Adam dibine iyice sokulunca gazetedeki adresi ellerinin arasına aldı. Sonra adama dönerek:

-          Afedersiniz  bir saniyenizi alabilir miyim?



Yorum (7)add comment

şevko dedi ki:

 
Devamı gelecek smilies/smiley.gif
Temmuz 29, 2010

Ugur Üce dedi ki:

 
Ya şevko işine karışmak gibi olmasın ama bu serinin sonunda şaşırt bizi smilies/cheesy.gif

Lütfen smilies/smiley.gif

Ama lütfen uşak olucağı evin sahibi bütün malını mülkünü bu çocuga bırakmasın çok bayat olur bence smilies/cheesy.gif

Şu anda yazına karışıp terbiyesizlik yapmış gibi görünebilirim ama bu benim tamamen şahsi görüşüm yinede yazar sensin geleceğe sen karar verirsin usta eline sağlık =).

Diğer bölümleri dört gözle bekliyeceğim smilies/smiley.gif
Temmuz 29, 2010

şevko dedi ki:

 
Yok bu fantastik bir öykü olacak türk filmi tadında yazmayacağım Uğursmilies/smiley.gif Bu sefer tarzımı değiştirmeye karar verdim. Kabuğumu kırıp o dar kalıbımdan kurtulacağım ikinci bölümüde yarın atarım kısmetse o zaman bakarsın artıksmilies/smiley.gif 2. sayfa diye atarım onuda smilies/smiley.gif Bu arada ilk sayfada hatalar felan varsa şimdiden eleştir bak smilies/smiley.gif
Temmuz 29, 2010

Ugur Üce dedi ki:

 
Ben dilbilgisinden anlamam arkideş smilies/cheesy.gif.Anlatımda da sorun yok zaten güzel akıcı bir anlatım olmuş.Betimlemeleri biraz daha aç benim önerim etraftaki renkleri falan da koy içine.Benim diceklerim bu kadar eline sağlık =)
Temmuz 29, 2010

şevko dedi ki:

 
İkinci bölümüde ekledim. Moderatorler siteye ekleyince okursun inşallah güzel bir şey yazacam hikaye olarak smilies/smiley.gif
Temmuz 30, 2010

Özgür Can dedi ki:

 
Devamı geleceği için kurgu hakkında yorum yapmak istemiyorum. Anlatımda bazı aksaklıklar var. Mesela üçüncü tekil şahısla yazılmış bir öykü olmasına rağmen ikinci cümle, birinci tekil şahısla yazılmış.
''Çaldığı her kapı artık bir tokat gibi yüzüme kapanmaya başladı''
Bazı cümlelerin bazı kelimeleri tamamlanmamış.
Gözlerinin altları açlıktan mor halkalar oluşturmuş(altlarında)...
Yine de emeğine sağlık arkadaşım.
Temmuz 30, 2010

şevko dedi ki:

 
Haklısın kurguda ve yazımda eksiklikler olmuş eğer gözüne çarpan başka noktalar varsa oralarıda yazarsan sevinirim çünkü; yazdığımın kusursuz olması için eleştiriye hatta en sertine ihtiyacı var. Yorum için teşekkürler.
Temmuz 30, 2010

Yorum yaz.
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley

busy
 
< Önceki   Sonraki >